AnasayfaBaşlarkenBiz Kimizİletişim
Eğitim Bilimleri
Eğitim Yönetimi
Eğitim Ekonomisi
ARGE-Inovasyon
Hizmet Pazarlaması
Bilge Kitaplar
Örnek Eğitim Projeleri
Bilgelink
Download

ÜYELİK GİRİŞİ

Kullanıcı :
Şifre :
Hatırla
Üyelik için Tıklayınız

 
Kevser YILDIRIM
Eleştirel Sinema Okuryazarlığı*

Pedagojik Bir Okuryazarlık Çabası: Eleştirel Sinema Okuryazarlığı*

 

Yaklaşık yüz yıllık bir süreden beri gerçekler konusundaki algımızı en fazla etkileyen unsurlardan birisi sinemadır. Sinema tarafları doğru ya da yanlış olarak ayırmanın, yanlış tarafı sindirmenin ve hatta tarih sahnesinden silmenin en önemli araçlarından birisi olmuştur, kendi tarihinin başından beri. Sinema her zaman politik bir tutum içerisindedir ve açık ya da sinik olarak bir taraftır. Propaganda filmlerinde bu durum açık olarak tespit edilebilir ve belki bu filmlerin temel inanışları yanlış etkilemesine izin verilmeyebilir; ama ya diğerleri… Ryan ve Kellner kameranın politikliği konusunda şunları yazmaktadır:    

 

“Kimi radikal eleştirmenler, Hollywood sinemasının ve kullandığı temsil göreneklerinin, egemen kurumları ve geleneksel değerleri meşrulaştırmak ve ideoloji aşılamak yönünde bir işlevi olduğunu savunur. Bu kurum ve değerler arasında (merkezinde kişisel yeterlilik ve hükümete karşı güvensizlik olmak üzere) bireycilik, (rekabet, dikey hareketlilik ve en iyinin ayakta kalması değerleri ile) kapitalizm, (erkeklerin imtiyazlı kılınması ve kadınların ikinci sınıf toplumsal rollerde konumlandırılması ile) babaerkil anlayış, (toplumsal iktidarın eşitsizce pay edilmesi ile) ırkçılık vb. sayılabilir. Temsil görenekleri, ele alınan konu düzeyinde olduğu kadar biçim düzeyinde de işlerliktedir. Biçimsel görenekler –anlatının kapanma tarzı, görüntünün sürekliliği, dönüşsüz (nonreflexive) kamera işleyişi, karakter özdeşleştirmesi, dikizcilik yoluyla nesnelleştirme, ardışık düzenleme, nedensellik mantığı, dramatik güdüleme, kare ortalama, çerçeve uyumu, gerçekçi anlaşılırlık vb.- perdede olup bitenin belli bir görüş açısının ürünü bir kurmaca yapı değil de, nesnel olayların tarafsızca kameraya çekilmiş görüntüleri olduğu yanılsamasını yaratarak ideolojinin yerleşmesine katkıda bulunurlar.” (Ryan ve Kellner 1997, 17)  

 

Spielberg’in “Er Ryan’ı Kurtarmak” filmini –benim gibi- gözyaşları içerisinde izlerken kameranın nasıl da “politik” olarak taraf olabileceğini görebilirsiniz. “Shindler’in Listesi”, “Piyano” ve “Hayat Güzeldir” Yahudilerin tarafında olmanın politik rahatlığının en estetik örnekleri olarak kalacaktır aklımızda. Aslında ne Almanların ne de Filistinlilerin basit bir ayrıntı hakkında olsun haklı olduğu en küçük bir kare bile yoktur, son yetmiş yıllık Amerikan ve Avrupa sinema tarihinde.  

 

Kamera her zaman politiktir; tabii sadece Yahudiler konusunda değil. Giroux, “yeni gerçeküstü avant garde filmler” olarak tanımladığı “Rezervuar Köpekleri”, “Ucuz Roman” gibi filmler ve Disney’in çocuklarımızın dünyasını şekillendiren “Aslan Kral”, “Alaaddin”, “Güzel ve Çirkin” animasyonlarını en basit ifadesiyle ırkçı ve cinsiyetçi olarak değerlendirmektedir. Giroux’a göre, “Disney: Sadom ve Gomorra’nın Büyülü Krallığı”dır. Giroux, bu adlandırmayı Disney’in parklarında “Eşcinseller Günü” düzenlemesi vb. uygulamaları göstererek yapmaktadır; fakat anlaşılan benzetme bu hususla sınırlı değildir (2007). Parkları, oyuncakları, stikırları, kıyafetleri, ayakkabıları vb. bir sürü unsurla her Disney karakteri çok kısa bir sürede başlı başına bir endüstri haline gelmekte ve çevremizi kuşatmaktadır. Bu karakterlerin hiçbirisi bizim en güzel çocuk örneklerimiz: Hasan (a.s.) ve Hüseyin’e (a.s.) benzememekte; çoğunlukla da yardımseverlik, iman, çalışkanlık vb. değerleri hor görmektedir. Çoğumuzun çocuklarımızın ellerinden tutup onları sinemaya götürürken –ki çok yüksek bir ihtimalle izleyeceğimiz film bir Disney yapımıdır- aklımıza bunların hiçbirisi gelmemektedir.  

 

Kameranın her zaman bir dünya görüşü ya da bir ideolojiyi bize empoze etmeye çalıştığını düşünmek kimilerine sadece komplo teorisi modasına uygun spekülasyon üretimi olarak görünebilir. Her film gizli mesajlar içermeyebilir; ama oyun amaçlı parklarında “Eşcinseller Günü” düzenleyebilen bir firmanın yaptığı animasyonları denetlemeden çocuklarımıza izletmek de biraz safdillik değil midir? Bu, sonuçlarına duyarsız kalamayacağımız ciddi bir sorumluluktur. Çocuklarımız kendilerine iletilen gizli ya da açık mesajları doğru ya da yanlış olarak değerlendirmeden kabul edebilirler. Bu nedenle bizler çocuklarımızın maruz kaldığı mesajları çözümlemek ve Beyaz Perde’ye bakarken –eleştirel olmak- kameranın arkasını da görebilmek zorundayız.

 

kevseryildirim@gmail.com

 

* Eleştirel Sinema Okuryazarlığı adlandırması Eleştirel Medya Okuryazarlığı’ndan mülhemdir.

 

KAYNAKÇA

 

Giroux, Henry A. (2007). Eleştirel Pedagoji ve Neoliberalizm. (Çeviri: Barış Baysal). İstanbul: Kalkedon Yayınları.

 

Ryan, Michael ve Kellner, Douglas (1997). Politik Kamera Çağdaş Hollywood Sinemasının İdeolojisi ve Politikası. (Çeviri: Elif Özsayar). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

 


Bu Yazıya Yorum Ekleyin


ebilge@ebilge.net